Taklit nedir?

Taklit bir başkasının davranışını veya eylemini kopyalayıp sonrasında bu eylem ya da davranışı sergilemek şeklinde ifade edilmektedir.Başka birisinin eylemlerini anlamak ve eğer gerekliyse bunları taklit etmek,  küçük çocuklarda bile gözlemlenebilen, insan sosyal davranışının en önemli bileşenlerinden biridir. Taklit, doğumun hemen sonrasında başlayan ve bebeğin gelişiminde çok önemli rolü olan bir süreçtir.Yeni doğan bebeklerin doğumdan kısa bir süre sonra çevrelerinde bulunanların el ve kol hareketlerini taklit etmeye başladığı ifade edilmektedir. İki aylık bebekler çevresindekilerle gülücük alışverişi yapabilmekte, dokuz aylıkken elini oyun hamuruna bastırarak izinin çıkmasını sağlamak gibi basit sosyal oyunlar oynamaya başlamaktadır. On beş ay civarına gelindiğinde ise gülme, kızma, üzülme gibi basit jestleri taklit etmeye başladıkları görülmektedir. Bebekliğin bu ilk yıllarını kapsayan sürede, taklit konusunda görülen gelişimde anne-baba etkileşimi önemli bir rol oynamakta ve belirleyici olmaktadır.

Taklit becerilerinin önemi

Taklit becerileri ve bu becerilerin insan fonksiyonları üzerindeki etkilerine ilişkin yapılan araştırmalar; taklit becerilerinin bilişsel gelişim, dil gelişimi ve sosyal farkındalık için gerekli olan ön beceriler olduğunu göstermektedir. Yapılan araştırmalarda, ilk bir yıl içerisinde, çocukların ilk defa karşılaştıkları becerileri dahi taklit etmeye başladıkları ve zaman içerisinde taklit konusunda ustalaştıkları sonucuna ulaşıldığı görülmektedir. Pek çok teoriye göre de çocuklar çevrelerinde olan biteni dikkatli bir şekilde gözlemleyerek ve izleyerek, sonrasında ise bunları taklit ederek yeni beceriler öğrenmekte ve toplum tarafından beklenen sosyal davranışları sergileyebilecek hâle gelmektedir. Ayrıca taklit konusunda uzmanlaşmaya başladıkça dudak hareketlerini ve sesleri de taklit ederek dil becerilerini geliştirdikleri öne sürülmektedir. Taklit becerilerinin özellikle dil becerileri, oyun becerileri ve sosyal beceriler ile doğrudan ilişkili olduğu; taklit becerilerindeki gelişim ve ilerlemelerin bu alanlardaki gelişimi de etkilediği belirtilmektedir. Küçük çocukların ‘eline gazete alıp okumaya çalışmak, evi süpürmek, çay servisi yapmak, anne-babadan duyduğu ifadeleri kullanmak’ gibi davranışlarını gözünüzün önüne getirdiğinizde taklit becerilerinin diğer beceriler üzerindeki etkisini görmeniz kolaylaşacaktır.

Otizm ve Taklit

Normal gelişim gösteren çocukların aksine, otistik bozukluk (otizm) gösteren çocukların taklit becerilerinde önemli yetersizlikler olduğu ifade edilmektedir. Otistik bozukluğun tüm tanımlarında ortak olan üç nokta bulunmaktadır. Bunlar; sosyal etkileşim, dil ve iletişim becerileri, takıntılı / yineleyici hareketler şeklinde ifade edilmektedir. Taklit becerileriyle ‘dil ve iletişim becerileri’ ve ‘oyun ve sosyal beceriler’ arasında doğrudan bir ilişkili olduğu bilindiğinden dolayı otistik bozukluk gösteren bireylerin taklit becerilerinde yetersizlik görülmesi şaşırtıcı olmamaktadır. Taklit becerilerinde görülen bu yetersizlikler ve problemler, diğer alanları da etkilemekte ve otistik bozukluğun karakteristikleri arasında yer alan davranışların sergilenmesine neden olmaktadır. Otistik bozukluğu olan bireylerin, normal gelişen akranlarına göre jestler, duygusal ifadeler, simgesel eylemler ve mimiklerin taklidinde önemli yetersizlikler gösterdikleri bilinmektedir. Ayrıca, taklit becerilerindeki bu yetersizlikler otistik bozukluk tanısının konmasında da bir gösterge olarak kullanılmaktadır.

Taklit becerilerindeki yetersizliğin nedenleri

Otistik bozukluğu olan çocukların gösterdiği, taklit becerilerini de kapsayan davranış yetersizliklerini açıklamaya çalışan çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır.  Bu yaklaşımların çoğu, otistik özellikler gösteren bireylerde görülen taklit yetersizliğinin, beynin belirli bölgelerinde meydana gelen problemlerden kaynaklandığını öne sürmektedir. Henüz taklit becerilerindeki bu yetersizliklere beynin hangi bölgesinin neden olduğu kesin olarak bilinmese de problem yaratma olasılığı olan kısımlar konusunda daha fazla fikir birliğine varıldığı görülmektedir. Ayrıca, taklit becerilerindeki yetersizlikleri erkek beynindeki sapmalar ve sinir siteminden kaynaklanan problemlerle açıklamaya çalışan alternatif bazı yaklaşımlar da bulunmaktadır. Otistik bozukluk gösteren çocukların taklit yetenekleri, dil ve oyun becerilerine ilişkin kestirimlerde bulunma imkânını da sunmaktadır. Taklit becerilerindeki yetersizliğin neden olduğu olumsuz sonuçların üstesinden gelebilmek için, otistik bozukluk gösteren çocuklara taklit becerilerinin öğretilmesi amacıyla çalışmalar yapılmaktadır.  Otistik bozukluk gösteren çocuklara taklit becerileri öğretildiğinde, yapılan öğretimin;

  • Dil gelişimine,
  • Sosyal gelişim ve etkileşime,
  • Oyun becerilerinin gelişimine, önemli katkılar sağlandığı gözlemlenmiştir.

Taklit becerilerinin öğretilmesi

Bazı çalışmalarda öğretimde kullanılan stratejiler, çocuğun taklit yeteneğinin zenginleştirilmesini sağlayan uygulamanın esas hedefi olarak karşımıza çıkmaktadır.  Daha doğal ve davranışsal uygulama yaklaşımlarında ise taklit becerisi, oyun ve dil gelişimi gibi sosyal iletişim davranışları için çok önemli gelişimsel bir davranış olarak ele alınmaktadır. Daha doğal ve esnek ortamlarda bu becerilerin öğretimi doğrudan yapılmakta veya doğal işleyiş ve rutinlerin içerisine yerleştirilerek gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemlere örnek olarak temel tepki öğretimi, karşılıklı taklit öğretimi ve doğal dil öğretimi verilebilir. Taklit becerilerinin geliştirilmesi amacıyla yapılacak öğretim çalışmalarında, hangi becerilerin ele alınacağı belirlenirken bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Bir kural olmamak ile birlikte, taklit becerilerinin öğretilmesi konusunda benimsenmesi gereken önemli ilkelerden birisi, öğretilecek beceri ve amaçların kolaydan zora doğru belirlenmesidir.

Genellikle, öğretimde ilk ele alınan taklit becerileri “nesneli taklit” becerileridir. Yani herhangi bir nesne ile gerçekleştirilen bir beceriyi eş nesne ile taklit etmektir. Buna şöyle bir örnek verilebilir: Öğretici, önünde bulunan bir arabayı ileri geri sürer, daha sonra aynı davranışı sergilemesi istendiğinde çocuk da aynı şekilde kendi önünde bulunan arabayı ileri geri iter. Nesne ile gerçekleştirilecek olan bu etkinliklerde önemli noktalardan birisi, çalışılan nesnelerin eş nesneler olmasıdır. Taklit becerilerinin gelişimine yönelik gerçekleştirilecek olan bir çalışmada aynı eylem/jest/mimik bireyden önce gerçekleştirilmeli ve daha sonra, “Sen de böyle yap.” gibi ifadelerle veya herhangi bir ifade de bulunmadan yapması istenmelidir. Ancak, örneğin önce bir bebeği öpüp, ardından karşınızdaki çocuğun öpmesini istedikten sonra, “Hadi bebeği al.”, “Hadi bebeği öpelim.” gibi ifadeler kullanıldığında gerçekleştirilen süreç, taklit becerisi öğretimine yönelik doğru bir süreç olmamaktadır.

Nesne ile gerçekleştirilen taklit becerilerinde belli bir düzeye geldikten sonra nesne olmadan gerçekleştirilen taklit becerilerinin çalışıldığı görülmektedir. Ayağa kalkma, el sallama, masaya vurma gibi eylemlerin taklit edilmesi için yapılan çalışmalar, buna örnek olarak gösterilebilmektedir. Daha önceden de belirtildiği gibi öğretim esnasında süreç kolaydan zora doğru ilerlemelidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, iyi öğrenilmiş her alt beceri bir sonraki becerinin kazanılmasını kolaylaştıracaktır. Nesneli taklit becerisinden nesnesize geçilmesi gibi, tek basamaklı olarak çalışılan taklitlerden iki ve daha fazla basamaklı taklitlere geçilmesi de sürecin giderek zorlaştırılmasına örnek olmaktadır. Örneğin, önce bebeği öpme becerisinin taklidi çalışılırken, birey önemli bir ilerleme kaydettikten sonra bebeği önce sallayıp daha sonra öpmenin taklit edilmesi çalışılabilmektedir. Yine öğretimin ilk aşamalarında ayağa kalkma çalışılırken, ilerleyen kısımlarda ayağa kalkıp zıplamanın taklit edilmesi çalışılabilmektedir.

Nesneli ve nesnesiz taklit becerilerinin çalışılmasında önemli ilerlemeler sağlandıktan sonra jest ve mimiklerin çalışılmasına geçilebilir. Öğretimin bu aşamasında, daha önceki basamaklarda uzmanlaşan bireyin, yüz ile sınırlandırılmış bir alanı gözlemleyip daha dar alanda gerçekleşen bir olayı taklit etmesi amaçlanmaktadır.

İlerleyen dönemlerde ise gerek oyunların içerisine gömülü olarak gerekse bazı gösteri etkinlikleri ile daha karmaşık becerilerin taklit edilmesine yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi planlanabilmektedir. Tabi ki, bahsedilen aşamalar, süreçler, bu süreçlerin ne kadar zaman alabilecekleri ve ne kadar etkili olacakları bireyden bireye farklılık gösterebilmektedir.

Sonuç olarak, taklit becerileri otistik bozukluk gösteren bireyler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle otistik bozukluğa ilişkin pek çok özelliğin nedenlerinden birisi olan taklit performansındaki yetersizliklerin giderilmesi, öncelikli konular arasında yer almaktadır. Otistik bozukluğa dair yetersizliklerin giderilmesi amacı ile gerçekleştirilecek olan eğitim çalışmalarının özellikle ilk aşamalarında taklit becerilerine yer verilmesi gerekmektedir.

Taklit Becerisi Örnek Video

Bilgi paylaştıkça çoğalır...