Pek çok farklı kurum, kuruluş ve bilim adamı otizmi tanımlamaktadırlar. Otizme ilişkin yapılan tanımlar farklılık göstermekle birlikte, tanımların büyük çoğunluğunda üç alanda yetersizliklerden söz edilmektedir. İletişim, sosyalleşme ve ilgi/etkinlikler. Ancak spektrumun her alt grubunun bu üç alana ilişkin gösterdikleri yetersizlikler ve performansların da farklılaştığı görülmektedir. Şimdi bu üç alan ve bu alanlara ait görülen karakteristiklere bazı örnekler verelim.

SOSYALLEŞME

Göz Kontağı

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerde sosyalleşme alanında görülen yetersizliklerden birisi göz kontağı kurmada yaşanan sorunlardır. Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler karşısındaki bireylerin gözlerine doğrudan bakmaz ve herhangi bir sürece uzun süre dikkatlerini vererek izlemezler. Göz kontağı ortak dikkat becerilerinin gelişmesi ve etkileşim başlatma açısından büyük önem taşır.

Akranlarla İletişim

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler genellikle yaşıtları ile uygun etkileşim kuramaz ve arkadaşlarının yapmakta oldukları etkinliklere katılamazlar. Örneğin bir akranından oynamak istediği bir oyuncağı nasıl alacağını bilemediği için, elinden tutup çekerek alabilmektedir. Akranları ile iletişimde sorun yaşamaları sebebi ile otizmli çocuklar yalnız kalmayı tercih edebilmektedirler.

Duygu ve İfadeleri Anlama

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerin sergiledikleri sosyal yetersizliklerden birisi de başkalarının duygularını, jest ve mimiklerini anlayamamalarıdır. Örneğin ağlamakta olan birisini gördüğünde ağlamaya tepkide bulunmayıp gözyaşını parmağı ile inceleyebilir ya da uzun süre görmediği babası bir yolculuktan döndüğünde normal gelişim gösteren bir akranı gibi hemen koşup babasına sarılmayabilirler.

Jest ve mimikleri anlamada ise, korku, üzülme endişe veya kızgınlık gibi ifadeleri sergileyemez ya da uygun zamanda sergileyemezler. Bu ifadeler karşısındakiler tarafından sergilendiğinde de anlam veremeyebilirler.

Yalnız yapılan etkinlikleri tercih ederler. Grupla veya başkaları ile bir arada yapılan etkinliklerden çok, kimseye gerek duymadan yapılacak etkinlikler ya da oyunların ilgilerini çektiği bilinmekte- dir. Örneğin bir akranı ile tahterevalliye binmek, onunla top oynamak yerine uzaktan kumandalı bir araba ile kendi başına oynamayı tercih edebilirler.

Oyun Becerilerinde Problem

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler hayali ve sosyal oyunlar oynamak konusunda sınırlılıklar yaşarlar. Pek çok otizm spektrum bozukluğu gösteren çocuk hayali oyunlar oynamazlar ya da aynı oyunu tekrar tekrar oynarlar. Örneğin normal gelişim gösteren bir çocuk eline aldığı tencere kapağını direksiyon olarak ya da uzun bir sopayı at olarak kullanıp onunla oynayabilirken otizm spektrum bozukluğu gösteren çocuklara bu ve buna benzer oyunları sergilemeyebilirler.

Benzer şekilde oyuncaklarla bir çay partisi verme, alışverişe çıkıp oyuncak alışverişi yapma, sandalyeleri dizip otobüs yolculuğu yapma gibi bir sosyal taklit oyunları oynayan akranının gösterdiği performansı otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler göstermeyebilirler.

İLETİŞİM

İletişimde rastlanan yetersizlikler hiç konuşmamaktan, dili doğru ve uygun şekilde kullanma- maya kadar farklılıklar gösterebilmektedir. İletişim sorunları sebebi ile otizmli çocuklara tanılama sürecinde işitme testi yapıldığı da görülmektedir. İletişim sorunlarını aşağıdaki başlıklarda ele alabiliriz.

 Ekolali

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireylerde sıkça görülebilen iletişim özelliklerinden birisi ekolalidir. Ekolali anında ya da aradan zaman geçtikten sonra bağlamsız veya bağlamlı şekilde başkalarının sözel ifadelerini tekrar etmektir. Anında ekolaliye örnek olarak, “adın ne?” diye bir soru sorulduğunda aynı şekilde “adın ne?” diye cevap verilmesi verilebilir. Gecikmiş ekolaliye ise daha önce duymuş olduğu bir reklamı ya da ifadeyi aradan zaman geçtikten sonra tekrarlaması gösterilebilir. Örneğin televizyonda duyduğu bir reklam repliğini okulda söylemesi gibi “su hayattır hayat güzel” gibi…

Konuşma ve Konuşma Başlatma

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler normal gelişim gösteren akranlarına oranla dil gelişiminde veya konuşmada gerilik gösterirler. Örneğin normal gelişim gösteren dört yaşındaki bir çocuğa çikolata gösterilip “bu nedir?” diye sorulduğunda çikolata derken, otizm spektrum bozukluğu gösteren birey bu soruya “çuku, kuku” gibi ifadelerle cevap verebilir, herhangi sözel bir ifade kullanmayabilir ya da kendisine söylenen sözel ifadeleri anlamada güçlük çekebilir. Başka bir odadan uzun bir cümle kuran kendisine seslenen annesinin dediklerine anlam veremeyebilir ve hiçbir şey duymamış gibi tepkide bulunabilir. Yine kendisine bir şey sorulmadıkça akranları veya yetişkinlere bir şey sormadıkları ve onlarla konuşmaya başlamayıp kendi başın vakit geçirdikleri de görülmektedir.

Bazı durumlarda da otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler dili gramer kuralları ve yapılara uygun olmayacak şekilde alışılagelmişin dışında kullanabilirler. Gofret yemek istediğini belli etmek için “köşeli mama” şeker için “yuvarlak mama” ifadeleri kullanmak buna örnek olarak gösterilebilir. Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler yine bir şeyi istemek ve göstermek amacıyla işaret etmeksizin yanlarındakinin elinden tutup çekerek veya elini istediği şeyin üzerine getirerek taleplerini belli edebilirler.

İLGİ ve ETKİNLİKLER

Yineleyici (Stereotipik) ve Takıntılı Hareketler

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler alışılagelmiş ve normal karşılanabileceğin dışında yineleyici ve takıntılı hareketler sergileyebilirler. Eline almış olduğu bir arabayı sürmek yerine sadece ileri geri anlamsızca itip çekebilir, tekerleklerini çevirip izleyebilir ve bunları çok uzun süre yineleyebilirler. Bunlar herhangi bir anlam ifade etmeyen anlamsız yineleyici hareketlerdir. Çok yaygın olarak gözlemlenen yineleyici davranış örnekleri parmak uçlarında yürümek, ellerini çırpmak, etrafında dönmek, başına vurmak, parlak nesneleri izlemek, yuvarlak nesneleri çevirmek gibi motor eylemlerdir.

Bireyden bireye değişebilen çok farklı takıntılı ve yineleyici hareketler sergileyebilirler. Bir bireyin sergilediği takıntılı ya da yineleyici hareketi bir başka birey hiç sergilemeyebilir. Bir arabanın özelliklerini, içeriğini, ne amaçla kullanıldığını bilmemesine ya da bu konu ilgisini çekmemesine rağmen, otizm spektrum bozukluğu gösteren bir birey gördüğü her arabanın marka ve modelini sıralayıp donanımlarını sayabilir. Bir bakası tüm banka logolarını tanıyabilir ve banka reklamlarında geçen sloganları tekrarlayabilir.

Katı Rutinlere Sahip Olma

Otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyler değişimlere karşı direnç gösterirler. Onlar için sürekli yapılan ve bir rutin haline gelen eylem ve etkinliklerin değiştirilmesi ya da bunlara müdahale edilmesi ciddi sorunlar yaratabilir. Örneğin her gün asansör ile evine çıkan bir çocuk asansör bozulduğunda merdiven ile üst kata çıkmayı reddedebilir. Ev eşyalarının değiştirilmesi, okula farklı bir yoldan gitme, yatma saatinin değişmesi otizm spektrum bozukluğu gösteren bireyleri önemli şekilde etkileyebilmektedir. Ayrıca eğitim ortamlarında da bir etkinlikten diğerine geçişin ani olduğu, önceden sezilemediği veya haberdar edilmediği durumlarda genellikle problem yaşadıkları görülmektedir. Bu gibi durumlarda öfke nöbeti geçirebilmekte ve kendilerine veya çevreye zarar verebilmektedirler. Öfke nöbetlerinin nedenleri çok çeşitlilik gösterebilmekte ve bazı bireyler tarafından sergilenirken bazılarında ise görülmeyebilmektedirler.

Nesne Ses ve Kokulara Aşırı Duyarlılık

Otizm spektrum bozukluğu gösteren çocukların bazı durumlara karşı aşırı duyarlılık gösterdikleri bilinmek- tedir. Bu bazen bir ses, bazen bir nesne ya da koku olabilmektedir. Örneğin elektrikli süpürgenin sesi yüzünden hemen kulaklarını tıkayabilirler ya da çalıştığı odaya giremeyebilirler. Çalışmakta olan bir çamaşır makinesinin sesinden dolayı banyoya girmekten vazgeçebilirler. Bunun aksine bir başka otizm spektrum bozukluğu gösteren birey ise çalışan bir çamaşır makinesinin karşısına geçip onu dakikalarca izleyebilir. Bir başkası gördüğü bazı nesnelere dokunmadan, incelemeden ya da koklamadan geçmeyebilir. Örneğin parlak renkte metal nesneler ya da lastik dokulu nesneler ilgilerini çekebilir. Bazı durumlarda ise normal bir bireyin algılayamadığı kokuları algılayabilirler ve durumdan hoşnut ya da rahatsız olabilirler. Örneğin yemeğin içine koyulan yağ, un benzeri. Maddelerin değiştiğini algılayıp yemeyi reddedebilirler. Bir odanın temizliğinde kullanılan deterjanın kokusu yüzünden o odada bulunmaktan rahatsız olabilirler. Bazen de aynı nitelikte iki ürün arasından hep aynı markayı tercih edebilirler. Örneğin aynı özellikte şekilde sadece markaları farklı çikolatalardan birisini her zaman reddedip diğerini keyifle yiyebilirler.

Bilgi paylaştıkça çoğalır...